Teşekkür
Bu kitabın ortaya çıkmasında birçok kişinin katkısı, desteği ve ilhamı var.
En başta Murat Yetkin’e gönülden teşekkür ederim. Yazarlık yolculuğum, onun yüreklendirmesi ve yazılarım üzerine sabırla vakit ayırması sayesinde olgunlaştı.
Gündüz Vassaf’ın entelektüel derinliği, bu yazıların düşünsel zeminine gerçek anlamda bir eşik atlattı. Onunla bazı yazılarda birlikte üretmek ve düşünmek, benim için büyük bir ayrıcalıktı. Kitaba yazdığı önsözde kendisinin de söylediği gibi: “Üniversite, özgürlüğünü kendi eliyle sansürler oldu.” Onun sesi, yalnızca bu suskunluğa karşı değil; düşünsel cesaretin hatırlanmasına da dairdir. Kendisine, hem bu metne hem de zihnime kattıkları için yürekten teşekkür ederim.
Bazı metinlerde kişisel tanıklıklar yer aldı; bu bağlamı kurmamda Ali Demirsoy, Mehmet Aşkın Tümer, Hüsnü Dokak ve Haluk Özen’le yaptığım sohbetler çok kıymetliydi.
Tuğba Tekerek’in Taşra Üniversiteleri adlı kitabı ve kendisiyle Antroposen Sohbetler’de yaptığım söyleşi, özellikle taşrada akademik yaşamın görünmeyen yönlerini ve Türkiye’deki güncel akademik erozyonu anlamamda belirleyici oldu. Bu katkının metinlere yansıması göz ardı edilemez. Ayrıca kitabı okuyarak paylaştığı çok kıymetli geri bildirimler için kendisine özellikle teşekkür ederim. Kendisinin de söylediği gibi, içeriden ses vermek kolay bir iş değil.
Can Kozanoğlu’na da içtenlikle teşekkür ederim. Metinleri okuduktan sonra paylaştığı değerlendirme yalnızca düşünsel bir katkı değil; aynı zamanda yüreklendiriciydi. Akademiye dair sorularımı çoğaltırken, metnin tonu ve yönü konusunda bana yeni pencereler açtı. Kitapta yer alan kısa değerlendirmesi, benim için belleğe ve geleceğe kaydedilmiş ortak bir söz gibi.
Alper Bakacak, uzaklardan yetişti. Bir fen bilimci olarak, kendi alanımdaki bulguların bile tarihsel bir çerçevede ele alınması gerektiğine hep inandım. Sevgili Alper ise, bunun sosyal bilimler için de ne denli yaşamsal olduğunu bana gösterdi. Bu metni en önce ve en dikkatle okuyanlardan biriydi. Eksik kalan yerleri büyük bir özenle işaretledi; yaptığı hatırlatmalar ve kattığı tarihsel derinlik, yalnızca metne değil, benim düşünme biçimime de dokundu. Her satıra sessiz ama çok kıymetli bir katkı sundu.
Yasemin Sayıbaş Akyüz, bu metne hem çizimleriyle anlamlı bir destek verdi hem de metnin ilk hâlini ve sonraki revizyonlarını dikkatle okuyarak katkıda bulundu. Kendisi zaten kitabın önemli bir parçası; ancak burada da adını özellikle anmak istedim.
Muzaffer Evci, metinlerin dilsel yapısının olgunlaşmasına önemli ölçüde katkı sundu; unuttuklarımı hatırlattı, dikkatli ve titiz bir okuma yaptı.
Banu Şebnem Önder ise bu metnin ilk okurlarındandı; yaptığı katkılarla benim atladığım noktaları fark etmemi sağladı.
Kitabın giriş notuna sağladığı editoryal katkılar için Senem Çetinkaya’yı da burada anmak ve kendisine içtenlikle teşekkür etmek isterim.
Bu metnin bugünkü hâline ulaşmasında yalnızca düşünsel değil, mekânsal bir çerçevenin de payı var. Sabah yürüyüşlerinde gelişen düşünce akışları, bu yürüyüşlere eşlik eden sohbetler ve çevremde olduklarını bilmekten güç aldığım insanlar, sürecin görünmeyen ama etkili bileşenleriydi. Bu bağlamda, Elizabeth ve Christian Scharsachs’ın varlığı çok anlamlıydı; sağladıkları yakın dostluk ve düşünsel destek, bu metnin olgunlaşmasında belirleyici bir rol oynadı.
Eğer bugün “Akademi Unutmazsa” diyebiliyorsam, bunda bu isimlerin taşıdığı bellek, ilke ve dostluğun büyük payı var. Her birine gönülden teşekkür ederim.